Kitap hakkında
"…Tıbbiyelinin acı dolu ancak onurlu tarihinin günümüzde hekimler tarafından yeterince bilinmediği kanısındayım. Türk hekimi, Tıbbiyelilerin yaşadıkları mücadelelerde döktüğü terleri hatta verdikleri canları daima hatırlamalı ve mesleğinin kılavuzu yapmalıdır. Bir hekim, derin ve özgün bir anlam taşıyan ‘Tıbbiyeli’ ruhu ve bilincine sahip değilse ‘Tıbbiyeli’ değil, yalnızca ‘Tıp Fakültelidir.” Anayasa profesörü Mümtaz Soysal'ın söylediği gibi "Tıbbiyelilikte ülkeye sahip çıkma kokusu" vardır. Sevap ve günahlarıyla yakın tarihimizde yer almış olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, daima istibdata ve baskıya karşı çıkan, özgürlük arayışı içinde olan Tıbbiyeli beş öğrenci tarafından kurulmuştur. 14 Mart; sıradan bir kuruluş günü değil, İstanbul'un işgaline karşı çıkan Tıbbiyelilerin onurlu direnişinin simgesidir. Metin Toker, "Türk toplumu son 150 yıldır bir troyka (üç atlı Rus kızağı) tarafından çekildi yahut ileri çekilmeye çalışıldı: Bu; Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye üçlüsüdür." derken Bandırma Vapuru’nun 22 yolcusundan üçünün Tıbbiyeli olduğunu hatırlayalım. Tıbbiyelilerin Kurtuluş Savaşı sırasındaki aşı çalışmaları, genç Cumhuriyet'te verem, trahom ve frenginin eradikasyonu için verdikleri mücadeleler başlı başına birer destandır. Tıp tarihçisi Dr. Emil Littré (1801-1881), mesleğimizin tarihini bilmenin önemini şu sözlerle vurgulamaktadır: "Hekimlik, basit bir sanat düzeyine inmek istemiyorsa kendi tarihi ile ilgilenmelidir." Kitabımda Türk tıbbının ve Tıbbiyenin oldukça karışık olan tarihini elimden geldiğince anlaşılır ve ayrıntılı bir şekilde sunmaya çalışırken Atatürk'ün son hastalığı, 14 Mart'ın neden kutlanmaya başlandığı ve İstanbul Tabip Odası'nın tarihi hakkında ayrıntılı bilgiler vermeye gayret ettim. "Tıbbiyeli" meslektaşlarıma yararlı olması umuduyla...