Kitap hakkında
Birbirinden farklı hayatlar, zamanlar ve coğrafyalar… Hepsini birbirine bağlayan görünmez bir iplik: İnsan hafızası. Kırkpâre, yirmi yedi öyküde hayatın sıradan görünen anlarına saklanmış derin duyguların izini sürüyor. Mutfakta kızaran bir balığın kokusu, yıllarca açılmamış bir likör şişesi, eski bir nakış bohçası ya da çocukluktan kalma bir hatıra… Her biri geçmişin kapısını aralıyor; unutulduğu sanılan acıları, özlemleri ve yarım kalmış duyguları yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Bu öykülerde kimi zaman bir annenin sessizliği, kimi zaman bir evladın özlemi, kimi zaman da yaşlılığın yalnızlığı dile geliyor. Çocukluk, aile bağları, kayıplar, göçler ve kuşaktan kuşağa taşınan hatıralar, insan ruhunun farklı yüzlerini ortaya koyuyor. Tıpkı birbirinden farklı kumaş parçalarının birleşerek bir örtü oluşturması gibi, her öykü de insan hayatının başka bir yanını tamamlıyor. Kırkpâre, geçmişin bugünde bıraktığı izleri, unutmanın imkânsızlığını ve bütün eksikliklerine rağmen insanın hayata tutunma çabasını anlatıyor. Çünkü bazen bir ömür, küçücük bir hatıranın içinde saklıdır. Ve insan, en çok hatırladıklarıyla kendisi olur.