Kitap hakkında
Kusursuzluğun hapishanesinde, insan kalmanın bedeli nedir? İnsanlığın acıdan, hatadan ve çelişkiden arındırılarak dondurucu bir "Tekil Bilinç" ağına sürüklendiği pürüzsüz bir çağda; hayatı formüller ve anlam arayışlarıyla kavramaya çalışan mühendis Can ile ekranların ve sahnelerin sahte ışığından kaçan asi aktris Defne’nin yolları eski bir İstanbul meyhanesinde kesişir. İki insanın birbirine duyduğu bu kusurlu ve kaçınılmaz arzu, sistemin hesap edemediği bir virüse dönüşür. Boğaziçi’ndeki ilk ateşin çakıldığı ilkel mağaralardan Antik Mısır’ın "taştan sunucuları" olan piramitlere; Roma’nın kanlı Kolezyum’undan Notre-Dame’ın trubadurlarına, Aydınlanma filozoflarından Kızılderili kabilelerinin doğa bilgeliğine ve geleceğin dondurucu dijital kulelerine kadar uzanan bu zamansız serüven, varoluşun en temel hakikatini sorguluyor. Fadıl Kılıçel’in bilim kurguyu felsefi derinlikle harmanladığı bu sarsıcı roman; mutlak optimizasyon ve pürüzsüzlük arayışının aslında ruhsal bir ölüm olduğunu savunurken, insanı var eden asıl cevherin onun "arızaları", hataları, tutkuları ve sevgisi olduğunu hatırlatıyor. Zamanın tersine akan nehrinde kirlenmemiş ilk merhabaya yürürken fısıldanan o kadim söz kulaklarınızda çınlayacak: "Mitakuye Oyasin... Hepimiz akrabayız."